Hayatımdaki en önemli kişiyi kaybediyorum...
Öyle basit bir kaybediş değil bu.
Birkaç gündür doktora gittiğini öğrendim bugün. Nedenini sordum kavga ettik.
Sonadan açıkladı bana. İkimizdede olan bir hastalık var. Demiştim daha önce seçim yapmam gerekiyor diye. O tedavi yolunu seçti. İyileşmişti. Fakat yineledi. Bu beni korkutuyor. Çünkü bana durmadan aramızdaki yaş farkından bahsediyor.
Benim şansım varmış ama onun için öyle bir şey zormuş. Kalbinin sorun yarattığını söyledi. İyileşebilir. Eğer isterse yapabilir. Ama o çoktan kararını vermiş. Sakin kalmayı kendini pembe yalanlarla kandırmayı tercih etmiyor. Kötüyü görüyor. Karanlık taraflarla etrafını sarıyor.
Öyle ki ona ulaşmama bile izin vermiyor bazen.
Canım yanıyor.
O benim her şeyim. Beni en çok ağlatan kişi o. Hayatta sevmeyi öğrendiğim ilk insan. Onun düşünceleri o kadar değerli ki benim için. Rol modeli olarak aldığım kişi o. O benim babam.
Giderse giderim.
Tedaviymiş kendini kandırmaymış umurumda olmaz.
Bunu yapamam.
Tuzlu gözyaşları canımı daha çok yakıyor.
Ben daha çok öfkeden ağlarım. Canım yandığı için çok ağlamamışımdır.
Tanrım. Kimseye anlatamıyorum. Söyleyebileceğim bir şey değil.
Kayıp gidişini görmek çaresiz kalmak çok ağır.
O ise çok öfkeli.
Babaannemi sevmem o da beni sevmez. Ama bugün bana söyleyen o oldu. Babamı ikna edebilecek tek kişi benmişim. Yapmama izin vermiyor ki!
Tanrım bana yardım et dayanamıyorum.
Ben daha çok küçüğüm. Ona ihtiyacım var.
27 Nisan 2010 Salı
25 Nisan 2010 Pazar
Gönderen
Ness
zaman:
11:04
Birkaç gündür flashback yaşıyorum.
Çok şey mi istiyoruz?
Sevgi neden bu kadar ayaklar altında?
Acıların kadınını oynamak istemiyorum fakat neden insanlar her şeyi berbat ediyor???
Güzel günler yaşamaktansa berbat bir acıyı çekmeyi daha iyi buluyoruz.
Olması gereken neden o?
Neden tek yapmam gereken şey "merhaba" demekken bundan itina ile kaçıyorum?
Gitmem ve selam demem gerekiyor. Gerisi o kadar kolay ki...
Kolay olanı ya da iyi olanı istemiyoruz sanırım.
B.'den bahsetmiştim.
Benim gibi biri. Dışarıdan bakarsanız gerçekten çok aklı başında duruyor. Efendi biri işte.
Onda bir şeyler olduğunu biliyordum sanırım deli deliyi çekiyor.
Benim gibi dışarıdan iyi görünüyor. Ne var ki içinde bir manyak barındırdığından adım gibi eminim.
Ah bu arada kendi sürümü bir ara terk etmeliyim. Sürüm sağ olsun fazla yaklaşamıyor. Kendi sürüsünü bırakıp melül bakışlarını üzerime diktiğinde içimdeki insan bir tuhaf oluyor.
Amaaan içimdeki öküz pek umursamıyor!
Hehe kişilik çatışması diye ben buna derim! :D
Gönderen
Ness
zaman:
07:24
25.04.10 - Kısa bir kesit.
A. arkadaşları ile yolda yürürken milleti koparmakta etrafa şen kahkahaları yansıtmaktadır.
Herkes halinden memnundur. Bir süre yürünür ve süslü bir bahçeye yaklaşılır. Amaç bahçeden çok daha uzağa yemeğe gitmektir. Fakat bahçede pusuya yatmış paşacık bunu bozmaya niyetlidir...
A. en sevdiği gömleklerinden nar çiçeği renkli olanı giymiştir. Yakası dik ve hafif açıktır. Boynuna çarpan böcekle yüzünü kırıştırır ve yola devam eder. Hatta dayanamaz ve bunun dalgasını da geçer.
A: Kızım içime böcek kaçtı!
M: Alalım güzelim hemen. gel bakayım. Puhahahahaa!
A: Salak puhahahahaa
Daha sonra hedefe yaklaşıldığında A çığlık atar. Bir şey içten içe kızımızı kemiriyordur. Böcek gerçekten de kaçmış ve çıkışı bulamayınca "dur abi bari oyalım çıkışımızı yaratalım"demiştir.
A. kendinden beklenilmeyecek bir soğukkanlılıkla böceği yakalar ve bam! Ardından duramaz bununda dalgasını geçer.
A: Vayt. Böcek ısırdı Böcek Kadın olmayayım?
M: Olur mu olur .kop
A: Abi keşke örümcek olsaydı! Hiç yoktan Örümcek Adam vardı. Tek kalmazdım şu dünyada
Puhahahahahahhahaha
Ardından kızımız eve gelir abisini bulmuşken onunla koparlar. Tek hatası annesinin yanında kopmasıdır.
A: Böcek ısırdı bugün.
Anne: Paşacıktır.
A: Valla plakasını alamadım. Bir ısırıp kaçtı.
Anne: Olsun paşacıktır o.
Abi: Üzerinde yazıyordur kızım insan bir bakar.
A: Kusura bakmasın da kaportayı azcık çizdirdi o da. Biraz ufaladım sanırım.
Anne: Paşacık paşacık.
A: Neymiş şu paşacık ki?
Anne: Küçük olur. -gösteriyor- Siyahtır.
A: Dur tutuyor. Uçabilir mi bu şerefsiz? Aman paşacık.
Anne: Evet. Serttir kabuğu. Isırır. Talar.....
A: He o. Eline sağlık yukarı çıkıyorum.
Anne daha anlatmaya meraklıydı anlaşılan fakat kızımız bu böcek saçmalığını seksi kostümü gelene kadar rafa kaldırmaya karar vermişti....
A. arkadaşları ile yolda yürürken milleti koparmakta etrafa şen kahkahaları yansıtmaktadır.
Herkes halinden memnundur. Bir süre yürünür ve süslü bir bahçeye yaklaşılır. Amaç bahçeden çok daha uzağa yemeğe gitmektir. Fakat bahçede pusuya yatmış paşacık bunu bozmaya niyetlidir...
A. en sevdiği gömleklerinden nar çiçeği renkli olanı giymiştir. Yakası dik ve hafif açıktır. Boynuna çarpan böcekle yüzünü kırıştırır ve yola devam eder. Hatta dayanamaz ve bunun dalgasını da geçer.
A: Kızım içime böcek kaçtı!
M: Alalım güzelim hemen. gel bakayım. Puhahahahaa!
A: Salak puhahahahaa
Daha sonra hedefe yaklaşıldığında A çığlık atar. Bir şey içten içe kızımızı kemiriyordur. Böcek gerçekten de kaçmış ve çıkışı bulamayınca "dur abi bari oyalım çıkışımızı yaratalım"demiştir.
A. kendinden beklenilmeyecek bir soğukkanlılıkla böceği yakalar ve bam! Ardından duramaz bununda dalgasını geçer.
A: Vayt. Böcek ısırdı Böcek Kadın olmayayım?
M: Olur mu olur .kop
A: Abi keşke örümcek olsaydı! Hiç yoktan Örümcek Adam vardı. Tek kalmazdım şu dünyada
Puhahahahahahhahaha
Ardından kızımız eve gelir abisini bulmuşken onunla koparlar. Tek hatası annesinin yanında kopmasıdır.
A: Böcek ısırdı bugün.
Anne: Paşacıktır.
A: Valla plakasını alamadım. Bir ısırıp kaçtı.
Anne: Olsun paşacıktır o.
Abi: Üzerinde yazıyordur kızım insan bir bakar.
A: Kusura bakmasın da kaportayı azcık çizdirdi o da. Biraz ufaladım sanırım.
Anne: Paşacık paşacık.
A: Neymiş şu paşacık ki?
Anne: Küçük olur. -gösteriyor- Siyahtır.
A: Dur tutuyor. Uçabilir mi bu şerefsiz? Aman paşacık.
Anne: Evet. Serttir kabuğu. Isırır. Talar.....
A: He o. Eline sağlık yukarı çıkıyorum.
Anne daha anlatmaya meraklıydı anlaşılan fakat kızımız bu böcek saçmalığını seksi kostümü gelene kadar rafa kaldırmaya karar vermişti....
22 Nisan 2010 Perşembe
Gönderen
Ness
zaman:
09:38
Selen hakkında yazdığım yazıyı okumak isteyince eski yazılara döndüm de az önce...
Daha bir zevkle yazılmış.
Daha içten olduklarını fark ettim.
Ne oldu diye sordum kendime.
Harbiden ne oldu?
Tuhaf ilişkilerin soru cümlesidir bu.
"Ne oldu bize böyle?"
Bilmem ne oldu?
Büyük ihtimalle birbirinize gerçek yüzlerinizi gösterdiniz. Baktınız olmuyor böyle ilgili ilgili dediniz salla biraz. Hep sinemaya gidilecek değil ya! Birazda arkadaşlarla karı kız keselim.
Cidden bu Karı nereden çıktı?
Karı koca ilan edilmek. Karı kız kesmek. Karıya bak beeehh daş gibin! diyebilmek.
Nerden çıktı bu laf?
Hiç de sevmem hani. Modern olmadığını bırakın kibar ve saygılı bir erkeğe yakıştıramıyorum.
Bu hitaplara başka bir yazıda değiniriz artık.
Ha yukarıdaki tutmadı diyorsanız bir başka seçenek de sıkılmış olmanızdır.
Basit.
Herkesin başına gelebilecek bir olay bu. Sıkılmak en doğal huylarımızdan biridir. Karşındakinin gülerken tükürük saçmasından sıkılırsınız bunu dile getirememekten sıkılırsınız gözlerinin birbirine fazla yakın olmasından sıkılırsınız gözlerinin renginden sıkılırsınız karakterinden sıkılırsınız. Kısacası o artık sizin ilginizi çeken kişi değildir. Belki gizemini kaybetmiştir.
Eh gizem ilişkide en önemli şey değil mi? Yüz güzelliği ya da vücut ölçülerinden bir Melek olamayacak biri sırf kartları doğru oynuyor diye en ateşli çocuğu kapabilir.
Doğanın kanunu bu bebeğim.
Kartları doğru oynamak...
Eh bu da tutmadı dediyseniz aynaya bakmanızı tavsiye ederim. Öncelikle kendinizi yargılayın.Bunu kimse yapmadan siz kendinize yapın. Yapın ki daha büyük yaralar almayın.
Yazılarım konusuna dönersek...
Sanırım duygularımla yazmam yüzünden böyle oldu.
Kendimi dizginlemem duygularımı kısıtlamam.
Biraz idare edin verin artık :)
Daha bir zevkle yazılmış.
Daha içten olduklarını fark ettim.
Ne oldu diye sordum kendime.
Harbiden ne oldu?
Tuhaf ilişkilerin soru cümlesidir bu.
"Ne oldu bize böyle?"
Bilmem ne oldu?
Büyük ihtimalle birbirinize gerçek yüzlerinizi gösterdiniz. Baktınız olmuyor böyle ilgili ilgili dediniz salla biraz. Hep sinemaya gidilecek değil ya! Birazda arkadaşlarla karı kız keselim.
Cidden bu Karı nereden çıktı?
Karı koca ilan edilmek. Karı kız kesmek. Karıya bak beeehh daş gibin! diyebilmek.
Nerden çıktı bu laf?
Hiç de sevmem hani. Modern olmadığını bırakın kibar ve saygılı bir erkeğe yakıştıramıyorum.
Bu hitaplara başka bir yazıda değiniriz artık.
Ha yukarıdaki tutmadı diyorsanız bir başka seçenek de sıkılmış olmanızdır.
Basit.
Herkesin başına gelebilecek bir olay bu. Sıkılmak en doğal huylarımızdan biridir. Karşındakinin gülerken tükürük saçmasından sıkılırsınız bunu dile getirememekten sıkılırsınız gözlerinin birbirine fazla yakın olmasından sıkılırsınız gözlerinin renginden sıkılırsınız karakterinden sıkılırsınız. Kısacası o artık sizin ilginizi çeken kişi değildir. Belki gizemini kaybetmiştir.
Eh gizem ilişkide en önemli şey değil mi? Yüz güzelliği ya da vücut ölçülerinden bir Melek olamayacak biri sırf kartları doğru oynuyor diye en ateşli çocuğu kapabilir.
Doğanın kanunu bu bebeğim.
Kartları doğru oynamak...
Eh bu da tutmadı dediyseniz aynaya bakmanızı tavsiye ederim. Öncelikle kendinizi yargılayın.Bunu kimse yapmadan siz kendinize yapın. Yapın ki daha büyük yaralar almayın.
Yazılarım konusuna dönersek...
Sanırım duygularımla yazmam yüzünden böyle oldu.
Kendimi dizginlemem duygularımı kısıtlamam.
Biraz idare edin verin artık :)
18 Nisan 2010 Pazar
Gönderen
Ness
zaman:
23:01
Hiç haz etmediğim biri geçen beni gülme krizine soktu.
Okulun en güzel kızlarından vs bahsediyorlardı.
Konuşmacılardan X beni sever ben onu sevmem.
Y ise hem sinir olur bana hem durmadan karşıma çıkar.
Ben mi? Ben ikisinden de haz etmiyorum.
X benim fransız kadınlara benzediğimi ama gözlerimin iran kadınlarının gözleri gibi olduğunu söyledi. Bunun üzerine genlerim tartışılırken Y itiraz etti. Koptu küfür savurdu vs vs
Garip biri bu.
İnsan anlamadığın ya b*k atar ya tuhaf dermiş ya benimki de o hesap.
İşin kötüsü Y birgün feci bir pislik yapacak onu bekliyorum.
Ha zaten yapmayı planladığı şeyi biliyorum ve üzülerek önlemimi aldım da.
Aylardır çelişkide olduğum bir konuda kesin kararımı verdim.
Melek sayılmam fakat bir pisliğin içine girecek değilim.
Şimdi uygun bir şey bulmam gerekçemi dile getirmem gerekiyor.
Bana şans dileyin.
Okulun en güzel kızlarından vs bahsediyorlardı.
Konuşmacılardan X beni sever ben onu sevmem.
Y ise hem sinir olur bana hem durmadan karşıma çıkar.
Ben mi? Ben ikisinden de haz etmiyorum.
X benim fransız kadınlara benzediğimi ama gözlerimin iran kadınlarının gözleri gibi olduğunu söyledi. Bunun üzerine genlerim tartışılırken Y itiraz etti. Koptu küfür savurdu vs vs
Garip biri bu.
İnsan anlamadığın ya b*k atar ya tuhaf dermiş ya benimki de o hesap.
İşin kötüsü Y birgün feci bir pislik yapacak onu bekliyorum.
Ha zaten yapmayı planladığı şeyi biliyorum ve üzülerek önlemimi aldım da.
Aylardır çelişkide olduğum bir konuda kesin kararımı verdim.
Melek sayılmam fakat bir pisliğin içine girecek değilim.
Şimdi uygun bir şey bulmam gerekçemi dile getirmem gerekiyor.
Bana şans dileyin.
Gönderen
Ness
zaman:
22:57
Uzun zaman olmadı fakat boş zamanım var ve bende bir uğrayayım dedim.
Buraya yazmak eskiden çok keyifiydi.
Ne bileyim içimi döküyordum vs vs vs
Şimdi sanırım beni anlayan biri olduğunu biliyorum.
Konuşmasam bile doğruları fark edebiliyor.
Ve kabul ediyorum bu özelliği beni korkutuyor.
Bir şey gerçek olamayak kadar iyiyse bir bit yeniği vardır diyorum.
Ama sonra iki cümle kuruyor hayatımı alt üst ediyor.
Bilmiyorum ben bu kadar iyi şeyler alışık değilim.
Değer verilirdi fakat gözümü bu kadar batmazdı.
Ailem bile bana sevgisini ben istemeden gösteremez.
Ben sarılmadıkça kimse sarılamaz bana.
Ama bu tuhaf...
Poff Alışık değilim be kardeşim!
Yapma böyle.
13 Nisan 2010 Salı
Gönderen
Ness
zaman:
08:07
Saçma gelebilir aşağıda yazanlar.
Ama biliyorum ki aslında birçok şeyi özetliyor.
Her neyse yüksek ateşle bu kadar düzgün cümle kurabiliyorum.
Kendinize iyi bakın.
Ama biliyorum ki aslında birçok şeyi özetliyor.
Her neyse yüksek ateşle bu kadar düzgün cümle kurabiliyorum.
Kendinize iyi bakın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

