28 Şubat 2010 Pazar

Bir haftadır bir şarkı arıyordum:

Forty Foot Echo / Drift
Az önce buldum. Bir kişi paylaşıma koyarak nelere sebep olduğunu belki bilmiyor. Ama ben bir şeye taktığımda çılgına dönerim. Bulana kadar ya da istediğime ulaşana kadar rahat yoktur bana. O arkadaşa çok teşekkür ediyorum. Şimdi şarkıyı dinliyorum... İşte gerçek mutluluk bu.
Minik şeylerden mutlu olabiliyorsa insan yaşıyor demektir.

27 Şubat 2010 Cumartesi

Birkaç dakika önce hikayemle ilgili bir şey hazırladık arkadaşlarla.
O kadar zevk aldım ki. O kadar eğlendik ki. Sanırım ortaya çıkan şeyden çok o anda paylaştıklarımızda saklıydı işin büyüsü.
Sadece msnden iki gündür geçmiş olsun dileklerini iletip beni güldüren kahkahalarımın nedeni olan kişilere gerçekten değer verdiğimi anladım.
İyi ki varsınız kızlar. (:
Ne zamandır uğramıyorum buraya?
Geçerli bir nedenim var ama...

Her zaman sakar biri olmuşumdur. Hatta bol bol mini kazalar da geçirmişliğim var. Ufak zedelenmelerle atlatmışımdır genelde. Fakat perşembe günü mini(!) bir kaza daha geçirdim.Merdivenden düştüm. Başta pek umursamadım doğrusu...Fakat akşama doğru koluma kan oturduğunu gördüm. Dizlerim zaten feci derecede kötü durumdaydı. En fazla zararı sol tarafım almıştı.Düşerken tüm ağırlığımı sol tarafıma verdiğim için büyük morluklar oluşmuş ve kan oturmuştu. Akşam beyin sarsıntısı olabilir diye uyutulmadım. Uyumama izin verildiğine hep sol tarafa dönerek uyuduğumu anladım. Dolayısıyla gece boyu rahatsız bir halde uyumayı diledim. Ertesi gün ise daha zordu. Gerilen ve yıpranan tüm kaslarım kendini belli etmeye başlamıştı. Sağ omzumda ki kaslar feci derecede canımı yakıyordu.
Şimdi çok daha iyiyim. Fakat feci derecede kendimi bitik hissediyorum. Arada o halimi hatırladıkça gülmüyor değilim. Sonuçta herkes inerken merdivenden düşebilir. Ama başka kim çıkarken düşebilir ki? .kop
Sonuç olarak kaslarıma daha iyi söz geçirdiğim sürece burada yazmaya devam edeceğim....

24 Şubat 2010 Çarşamba

Işığa aldandım içindeki şeytandan habersizken.

23 Şubat 2010 Salı

Sana seviyorum ne ya?!

Garip bir şeyler var...
Sanki içimdeki küçük kız çocuğu hayata döndü.Bana fısıldıyor..."İşte!"diyor.Gülümsemem yüzüme yayılıyor. Sanki saatler önce delicesine hıçkırarak ağlamamışım gibi. Aylardır ilk kez gözyaşı döktüm bugün. Aslında cuma günü o kadar yakındım ki ağlamaya...
Olağanüstü bir güç gösterisiyle alıkoydum kendimi ağlamaktan.İçime akıttım gözyaşlarımı. "Hayır bu sefer değil."diyerek.
Nedense ne zaman kendimi kaybetsem o yanımda oluyor. Biraz şapşal ve gerzek. Ama ihtiyacım olduğu zaman nasıl biliyor emin değilim ama gelip sarılıyor. Tamam bu tuhaf. Hem de biraz sapıkça. Nedensiz yere gelip sarılıyor. Etrafta bir dedikodudur gidiyor. İki binada da sevgili olduğumuz konuşuluyor. Hayırlarım kabul görmüyor yeni hikayeler uyduruluyor. Bugün yaptıkları da az değildi. Hayır insan ediyorsa da adam gibi çıkma teklif eder. Hoş tekliflerden hoşlanmam samimi bulmam. Sana seviyorum ne allah aşkına?
Şaka mı yapıyorsun bakışımı attım ilk başta. Ardından "hocam arkanızı döner misiniz"dedim. Ki beni gayet iyi tanıdığından "bana seven" arkadaş devam ettirdi cümlemi. "El hareketi çekecek hocam dönmeyin."
Şimdi soruyorum bir insan bu kadar yılışık ve şapşal olabilir mi? Hadi oluyorsun yanında dolaşan o aptal arkadaşına de gelip benden hesap sormasın yolarım. Ciddi ciddi benzetirim onu.
O gittikten sonra asıl olaya döndüm bir anda. Biri oldukça soğuk davranıyordu o varken. pofff.
Hayatımı b*ka çevirdiniz lan.
Duygusuz bir oduna bu kadar baskı yapılmaz arkadaşım.
İşiniz gücünüz yok mu?
Ne bu samimiyet?

22 Şubat 2010 Pazartesi

Hadi hayatın gerçeklerinden bahsedelim.
Her yerde karşınıza çıkabilecek bir tip: ego tatmini yapanlar.
Bu yıl hemen hemen her yönden daha olgunlaştım.Olgunlaşmak zorundaydım belki de. Ayakta kalmak sanıldığından daha da zor.Karşımıza çıkan insanları biz seçmiyoruz. Onların karakterine biz karar vermiyoruz.
Ne yazık ki bu yıl karşıma çıkan kişilerden çok çektim. En berbat olanı da sanırım benden büyük bir erkekti. Kendisine işi gereği saygı duyardım eskiden. Kesinlikle sevmezdim. Etrafta olmasından rahatsız olurdum ama her şeyden önce saygı gelir bende. Ama o...Saygıyı hak edecek biri değil.
Sadece ego tatmini için elinin altındaki insanlarla oynayan onları kullanmaya çalışan insanlar var etrafta. Bu konuda yazmalımıyım bilmiyorum. Aslında yazmam gerektiğini söylüyor bir tarafım.
Toplumda taciz denilen olaya maruz o kadar kişi var ki. Ve birçoğu bunu dile getiremiyor. Bir yerden başlamalı insan. Eğer susarsak devam ederler. Sessizce bu iğrençliği yaşarız.
Eğer çıkışırsak egolarını okşarız. daha da azimle devam ederler.
Şimdi soruyorum ne yapacağız?
Nasıl davranmalıyız?
Hayatımız boyunca bizi koruyacak birilerini bulacağız?Hep saklanacak mıyız? Ya da buna boyun eğecek bu aptal anlayışın kurbanı olacağız?
Hayır.
Öncelikle tepkinizi koyun. Egosunu okşamadan yapın bunu. Ama sizi kullanmasına izin vermeyin.
Bunu yapmak zorunda değilsiniz. Kendinizi ona kullandırmak zorunda değilsiniz.
Her zaman aileniz yanınızda olacak. Sizi anlayan kişiler hep var olacak. Başka birinin, bir pisliğin davranışları için sizi asla yargılamayacaklar. Sadece kendinizi koruyun.
Çünkü hayattaki en değerli şey benliğimizdir.
Ona sahip çıkın.
Adi bir pisliğin oyuncağı haline getirmeyin.
Evet kısmende olsa kötü bir anım var. Biri bana bulaşmaya çalıştı. Hala da çalışıyor. Hatta bazen ondan delicesine korkuyorum. Ama genelde ne hissediyorum bilmek ister misiniz?
Nefret.
Delicesine nefret ediyorum o adamdan.
Elimden gelse bir kaşık suda boğabilirim. Ama biliyorum ki o zaman o adamdan bir farkım kalmaz. Ne mi yapıyorum? Umursamıyorum. Benim sınırlarımı biliyor. Yaklaşamıyor. Yaklaşmaya çalıştığında ne olacağını biliyor. Ailemin haberi var. Bu da beni rahatlatan bir başka neden.
Bunu çekmek zorunda olmadığımı biliyorum.
Bu benim.
I HATE THIS PART!

Herkesin içinde o korku var sanırım...
Ben yeni fark ettim...
Sevemiyorum...
Güvenemiyorum...
Biliyorum ki sonsuza kadar olayı kocaman bir yalan. İnsanlar gelir ve gider. Bu hep böyle olmuştur. İnanın bunun birçok canlı örneğini yaşadım. Tıpkı sizin gibi. Şimdi hayatımda kimse yok mu? Elbette var. Ama oldukça bağlanmamaya çalışıyorum. Oldukça kendimi tek başıma tutuyorum. Her ne olursa olsun bir şekilde yola tek başıma devam edebileceğimden emin oluyorum. Sadece ufak değişiklikler oluyor ve bunların üstesinden gelebiliyorum. Bu o kadar abartılacak bir şey değil şu an. Ama ileride hayatımı biriyle paylaştırmak istediğimde bunu nasıl yapacağımdan emin değilim. Bunu yapmak ister miyim onu dahi bilmiyorum. Zaten garip iletişim kurma yollarına sahip biri olarak pek düşünmesemde olur.
Anlamadığım bir şekilde sevdiklerime kötü davranıyorum.Sevgisini böyle ifade eden biri miyim sevmiyor muyum bilmiyorum.
Sanırım kendimle ilgili öğrenmem gereken çok fazla şey var.
Bağlılık ne demek benim için ne anlama gelir bunu öğrenmeliyim.
Sevgi kimlere hissedilmeli ne kadar dozda olmalı bunu öğrenmeliyim.
Olumlu ol derken kendim hakkında olumsuzluğa düşmemeyi öğrenmeliyim.
Bu böyle sürer gider sanırım....


I HATE THIS PART!